Son Dakika
DCMEDYA İYİ BAYRAMLAR DİLER.
Günün en sıcak gelişmeleri yayında • Yeni paylaşımlar için sayfayı yenilemeyi unutma!
Gündem Haber
Anasayfa / Gündem / Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethi sadece bir zafer değil, karanlığın aydınlığa tebdilidir
Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethi sadece bir zafer değil, karanlığın aydınlığa tebdilidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethi sadece bir zafer değil, karanlığın aydınlığa tebdilidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un Fethi'nin 573. yıl dönümü kutlamaları kapsamında Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen programda vatandaşlarla bir araya geldi.

Buradaki konuşmasına katılımcıları ve tüm Türkiye’yi selamlayarak başlayan Erdoğan, fethin yıl dönümü ile Kurban Bayramı'nın bir arada kutlanmasının oluşturduğu manevi iklime dikkati çekti.

Erdoğan, 86 milyon vatandaşın yanı sıra dünyanın 150’den fazla ülkesinde hayat mücadelesi veren tüm kardeşlerine selam göndererek, "Bugün hem sizlerle bayramlaşalım hem de İstanbul’un fethinin 573. sene-i devriyesini coşkuyla kutlayalım istedik. Fethin 573. yıl dönümünde İstanbul daha bir güzel; bu mübarek bayram gününde sizler daha bir güzelsiniz." ifadelerini kullandı.

İslam aleminin Kurban Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayramın Türkiye ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;

Bayramın sizler için, tüm İstanbul ve Türkiye için, İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını; kardeşliğe, barışa, huzura vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Kestiğiniz kurbanların Hak Teala katında makbul olmasını diliyorum. Bayram, şüphesiz en çok da çocuklar için bayramdır. Bayram; cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur, asıl böyle anlamını bulur. Türkiye’nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor; her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum.

"İhtiyaç sahiplerinin dertleriyle dertleniyoruz"

Bayramlar; insanımızın dostluk, kardeşlik, milli ve manevi değerlerini en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlardır. Bayramlar; yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin dertleriyle dertleniyoruz. Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar, tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor.

Geçenlerde Hakk'a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu: "Afrika’da öldürülse bir yerli / Canı benden çıkıyor seni bildim bileli." İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin. Şu anda hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

"Rabbim bizleri kendi yolundan ayırmasın"

Gönülden yapılan duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu duasına bizler de yürekten amin diyoruz: "Zülfünün zincirine bend eyledi şahım beni / Kulluğundan kalmasın azad Allahım beni." Evet, Rabbim bizleri kendi yolundan, Peygamberi'nin yolundan, Peygamberi'nin müjdesine nail olan Sultan Fatih’in yolundan ayırmasın. Rabbim nusretini, hamiyetini, merhametini milletimizden eksik etmesin. Rabbim bu mübarek günler hatırına bütün mazlum ve yaralı coğrafyaları hasretini çektiğimiz huzur ortamına kavuştursun.

"İstanbul’un fethinin 573. yılı kutlu olsun, mübarek olsun"

Şu anda karşımda İstanbul var. Çok değerli İstanbullular; bugün bir taraftan Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken, diğer taraftan İstanbul’un fethinin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içindeyiz. Bu anlamlı günde, tam 573 sene önce İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan, gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşındayken İstanbul’un fethini gerçekleştiren o şanlı komutanı aynı şekilde kemal-i edeple yad ediyorum. Yine burada; bin yıldır semalarımızdan ezan-ı Muhammediler eksilmesin, bayrağımız gökyüzünde nazlı nazlı dalgalansın, mabetlerimizin üzerine namahrem eli değmesin, her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye fedai can eyleyen tüm kahramanlara Rabbimden rahmet diliyorum. Her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye fedai can eyleyen tüm kahramanlara Rabbimden rahmet diliyorum. İstanbul’un fethinin 573. yılı kutlu olsun, mübarek olsun. 

"İstanbul’un fethi bir şehrin hayat bulmasıdır"

Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum; İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil; dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllarca sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi; her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi; Ayasofya dahil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır.

Bu hakikati büyük tarihçi rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor; O, 1451’de tahta oturduğu andan itibaren fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış; 20 Nisan deniz bozgunu fethi tehlikeye düşürdüğü anda azim ve kararında sarsılmamıştır. İstanbul’un fethi ve 500 yıllık imparatorluk yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir; bu tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir. Ne diyordu? "Letuftahanne'l Kostantiniyyete feleni'me'l emiru emiruha veleni'me'l ceyşu zalike'l ceyş." "İstanbul muhakkak fetholunacaktır; onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir." 

İstanbul’un fethi; iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesidir. İstanbul’un fethi; yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı haline getiren, bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır. İstanbul’un fethi, bu topraklarda Malazgirt’le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkasıdır. Hani diyor ya Fazıl Hüsnü Dağlarca: "Havanın mazisinde, denizin yeşilinde / Bir türkü Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar / Yüce fetihle büyümüşüz. Nur ile, kuvvet ile, aşk ile / Kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin / Koca felaketlere görünmüşüz. Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul almışız."

İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi milletimizin mefkuresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar; Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, fetih mübinine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi; her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakarlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkuresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.

Bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımız, İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin gözbebeği, iftihar tablosudur.

Ayrıntılar gelecek...

#İstanbul'un Fethi #Recep Tayyip Erdoğan
Yazar
Umut B. Yönetici
29.05.2026 16:15
Kaynak: TRT Haber
Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için Google hesabınızla giriş yapın

Kimliğinizi doğrulamak ve yorumunuzu güvenli şekilde iletmek için Google ile giriş yapmanız gerekmektedir.

Google ile Giriş Yap
İlk yorumu siz yapın.